HER FOTOĞRAF SANAT DEĞİLDİR.

“Sıradan”lıktan “Sanatsal”lığa Giden Yol Ayrımı, Nerede Başlar?

“HER FOTOĞRAF SANAT DEĞİLDİR” her gün binlerce makina ile yüzbinlerce film harcanmakta, bunların birçoğu, bir an tesbiti olarak kullanılmaktadır. Zaten fotoğraf makinası kullanan birçok insanın anı fotoğrafından başka bir talebi de yoktur. Ancak hiç değilse şu hususta ortak bir dil kullanılmalıdır, bu da “FOTOĞRAF” sözcüğüdür. Hangi amaca yönelik olursa olsun bu bir “RESİM” Değil “FOTOĞRAF” olgusudur.

En iddialı fotoğraf sanatı adamımızdan, evimizdeki insana değin bir umursamazlık hakimdir bu konuda. “Çok güzel resim çektim, resim çektirmeye gidiyorum, güzel bir resim sergisi gördüm, şu resme bayıldım” gibi laflara yaşadığımız ortamlarda çok sık rastlamaktayız. Lütfen biraz hassasiyet gösterelim ve yaptığımız işi sahiplenelim. Dilimizi FOTOĞRAF demeye alıştıralım. RESİM bir başka branş, bir başka sanat dalı olmasa; o zaman “ha resim ha fotoğraf ne farkeder” diyebiliriz. Ortada bir RESİM sanatı greçeği dururken dilimizden dökülen her RESİM sözcüğü ona bir gönderme oluyor ve bu da kavram kargaşasına neden oluyor.

FOTOĞRAF sözcüğünü ne kadar yerinde kullanırsak, fotoğraf o kadar çok vurgulanmış olur. Böylece fotoğraf zihinlerde daha fazla iz bırakır ve bu sayede fotoğrafa da hizmet edilmiş olur.

Her ne kadar İngilizce’de “Taking Picture” (Fotoğraf çekmek) anlamına kullanılıyor, diye savunanlar olabilirse de, onların yanlışını bizim de yapmamız gerekmez kanısındayız. Çünkü bizim dilimizde Resim ile Fotoğraf tamamen ayrı tanımlamalardır.

Fotoğrafı sadece bir tesbit aracı olarak kullanan ve bu hudutlar içinde kalmayı yeğleyen dostlar için söyleyecek sözümüz yok. Fotoğrafı sanatsal kıymet olarak ele almak peşinde olan Fotoğraf gönüllüleri için söyleyecek tavsiyelerimiz var. Şimdi fotoğraf örneklerimize bir göz atalım ve birlikte doğru olanı bulmaya çalışalım.

Fotoğrafta sanatsal yaklaşıma soyunmuşsak belli bir iddiayı da üstlenmiş oluruz. Artık, maksatlı ya  da masum eleştirilere hazır olmalıyız. Diyelim ki Fotoğraf avına çıktınız böyle bir  konu ile karşılaştınız, nefis kıl çadırlar kurulmuş. Belli ki göçerlere ait Fotoğrafı hemen oracıktan çekmeniz halinde (solda görüldüğü gibi), belediyenin yıkım kararı aldığı binaların mevcut durumlarını tespite memur, sıradan fotoğrafçıdan hiç bir farkınız yoktur.
Oysa siz artık farklı olmak zorundasınız.  
Öndeki kara parçasının amacı hizmet etmediğini, naylon kümelerin asıl konudan baskın olduğunu, bunların çaldığı görüntü nedeniyle vurgulamak istediğiniz mesajın cılızlaştığını hesap etmek zorundasınız. Orası o haliyle zaten var. Oysa siz bir fark yaratmalısınız, daha doğrusu yaptığınız işin içinde sizin marifetiniz olmalı. Ben bu işin neresindeyim? Üslubum ve yorumumla ona ne katıyorum? Sorusu ile yola çıkıp; öyle deklanşöre basmalısınız. Özetlemek gerekirse bu fotoğrafın bakış açısı yanlış.

Buradan itibaren yol ayırımı başlamıştır. Yukarıdaki fotoğrafta hedefe doğru yol almakta olduğunuz görülmekte ise de, henüz estetik değerler devreye girmemiş, planın alt kısmı dağınık, temiz değil, ayıklanmamış ve naylon denkler hala baskın durumda.

Bu fotoğrafta artık uygun açı irtifadan bakarak naylonların hakimiyeti çadırlara ve ışığa devredilmiş. Uygun ışık, duman sayesinde hem naylonların menfi etkisini azaltmış, hem de bize orada bir hayatiyet belirtisi olduğu mesajını vermiştir.

Kısacası bu fotoğrafta artık bizden bir şeyler var, üslubumuzla, yorumumuzla, ve bilgi birikimimiz ile biz varız bu fotoğrafta. Mevcudun en iyisini yaptığımızdan emin olmalıyız ki gelecek olumsuz eleştirileri en aza indirelim.Biz burada doğru fotoğrafın peşine düştük ve amacımız da bu olmalıdır. Çünkü biz önce fotoğrafçıyız. Eğer bu yaptığımız bu arada SAN’AT olmuş ise buyursun olsun, başımızın üstünde yeri var.

Bir cevap yazın

Araç çubuğuna atla